www.sanliurfa63haber.com
Bugun...


Erkam YILDIRIM

facebook-paylas
BEN BİR ‘’İNSAN ARIYORUM’’ ŞU YERYÜZÜNDE
Tarih: 18-06-2020 09:16:00 Güncelleme: 18-06-2020 09:16:00


 

Çokça gezindim dünya denen bu daracık kürede. Yeni bir şehir yeni bir ülke yeni bir hayat için. İçin İçin çağları yudumladım. kaçtım ,kovalandım. Yaşamdan damla damla ruh satın aldım. her çağda ,bir çok ülkede bulundum. Nice destanlar ve nice şiirler okudum. Her birinde kendimi ayrı yerlerde ,ayrı şehirlerde ayrı kapılarda buldum. Durdum ,düşündüm, Kırağı günlerde üşüdüm. Ve düşledim ,bazen yoruldum bazen üşendim.. Ayaklarım dikenlere tutulu yürüdüm. Zindanlardan ,zindanlara tıkıldım. Aşk için hürriyet için barikatları ellerim ve göğsümle düşürdüm. Kırbaç yedim . Ateşle oynadım. Kezzap ile boyandım. Devrim gibi kükredim ancak inancımla asıldım. Sessiz çığlıklarımı şehrimin dumanlı ve düğmesiz insanlarına giydirdim bir terzi gibi. Kürek dedim ,emek dedim yıllanarak küflü kaldırımların baş uçlarına ve sokak çocuklarına umut dedim. Acıktım ama kersek kersek toprak yedim.. kamçı yedim.. fiske yedim.. Ta Ademden beri kabillerin elleriyle katledildim ve Yakup’un oğullarıyla kardeşliği kuyulara atmayı öğrendim. Bir tarafımla Nemrut bir tarafımla İbrahim oldum. Putlar dikip Putlar yıktım. İstiklal ve istikbal mücadelesi verdim. Devrimlerden devrimlere ve akıllardan akıllara atlılarla yürüdüm ayaklarım tutukluk yapsa da. Yüreğimde bir isyan ateşi tutuşunca Koyunlarımı kıtmirlere verdim. Zira hiç güvenmedim insanlara. Ve çok defa asıldım.. Elmas taşlarıyla bir bir arıklara koyuldum. Ama yeniden doğdum ve ölmedim ve yılmadım ve Musa gibi denizleri yardım. Çok sürmedi her doğum günü açan güllerin kokusu üzerimde. Zira Bir zaman sonra durmayanlar yine bunalttılar beni. Çılgın öfke kusmuklarıyla geviş getire getire zehirlediler gencecik bedenimi.. Ancak umutlandım bir an. zira bilmem hangi diyardandı bir havari geldi yanıma Isa ‘danım dedi bana . Bir tan yeli ağırlığında. Ve sureti bir güneş gibi ağarığında Musa’dan sonra bulduğum bir elmas gibi sakladım sandığımda .. Ne acıdır ki kirli çakallar, sinsi kurtlar ve kurnaz tilkiler asırlık mabetleri ile onu da aldılar benden. Kustular ,kusabilecekleri kadar Zehirlerini .Bu oyunu iyi oynayanlar ise sustular ,susabildikleri kadar. Ancak ben yine kaybetmedim dağların doruklarında ve esen rüzgarın sırtında uçurtmamı uçurma umudumu ve insan olabilmek için çağların üzerinde gezinip bir insan bulma hayalimi.. Ki öyle oldu ancak yıllar yıllar sonra karıştırınca tozlu sayfaların elmas satırlarını ve kütüphanelerden inmeyen kitapların kuluçkalanmış doğmayı bekleyen cümlelerini Arsından bir Yaşar Kemal gördüm. Bir süre dinledim onu umutlu bir şarkı gibi... Diyordu ki’’ Gülümse Bitsin Karanlık..Gülümse Karamsarları Şaşırt...Gülümse Güller Açsın Yüzünde..Gülümsemenle yayılsın Işık..Dünyayı Isıtmasanda Güneş gibi’’.. Bende sonradan hep gülümsedim. Ve çokça gülümsedim. Ancak bir zaman sonra beleş olunca bir gülümseme, onun da yalanı ve maskesi türedi. Yalan gülüşler bakışlarla birlikte ülkemde ve şehrimde kendine yer edindi. Ve yine eşkıyalar ve haramiler yüreğimde bir isyan ateşi türetti. Hâlbuki mezarlara gömmüştüm ben isyanımı o ırmağın dingin akan sularında... Ancak Bu devir bu hal olunca ve insan insandan ‘’insanlığı ayırınca’’ Bende ,benden yüce bir usta aradım. Ancak oda benim gibi iki kelimeye sığdırmış hayatı ve insanı . Şöyle demiş ‘’ Usta..! Ölmeden Bana Bir oyun Öğret ki İnsan olayım’’ ..demiş .. Dediği gibi gerçekten bir oyun bulunmalıydı oynamak için ‘’insanlığı’’ .Yani en azından ,oynamak için masum çocuklar gibi. Ah ahhhh..! çok yorulmuştum. Son nefesiydi bu çağlar boyu koşuşumun. Ve son nefesiydi bu içtiğim soğuk tenli bardağın içindeki suyun kokusunun. Tam ölecektim. Öldüm dedim. Bir anda adını bilmediğim bir çağdan bir atlı bir Nur-u Ala nur yetişti kanatlarıma . yumuşacık sevimli ve sıcacık gülüşleriyle titretti canımın içinde ki insanlığı. Ve kaldırdı beni serpildiğim toprağın kızgın ve köpürmüş sinesinden ayağa .Sonradan uçup gitti bir ebabil gibi. Bilmem nerecikte ama ...tam oracıkta ,önüm,sağım,solum apaçıkta yani gerçekten tam oracıkta kaldırdı beni ayağa. Titretti ve kükretti yüreğimi . Çırpınıyordum ama İmanla ve yüce bir inançla. Ancak tutundum ona ve yükseldim ve yüceldim bir anda. İnsanlığa olan tüm kalp kırıklarımı ve öfkemi o bana umut veren nurun kanatlarıyla erittim. Ve dedi ki bana Kurandan aldığım ilham ve Muhammed peygamberin dersiyle diyorum ki ‘’İman, insanı insan eder. Belki İnsanı Sultan eder. Öyle ise insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır. Küfür insanı gayet aciz bir canavar hayvan eder ‘’ Dedi. Bir anda Muhammed mi ( s.a.v.) dedim..Nasıl unuturum nasıl atlarım onu ..Büyük bir pişmanlık ve kızgınlıkla ve yüce bir utançla.. Titreye titreye , ağlaya ağlaya, sızlaya sızlaya. Utancımla yeniden Allahtan af dileyerek. Bulmuştum artık onu. Bırakmam sarılarak sımsıkı.. Evet şimdi Musa’dan İsa’ya kadar nasıl ki ben vardım şimdi Muhammed’den (s.a.v) sonrada ben varım .Zira Bir zaman Musevi’ydim doğru bir zaman İsevi. Ancak artık Muhammed ile birlikte oldum Muhammedi. Sen ki hala o çağlarda gezin ...! çağdaş olun diyen medeniyet ..! Bilmez misin ki Muhammedin ki en son Medeniyet...! Şimdi sen nerelerdesin , daha çıkamadın mı bir insanlık oyunu oynamaya ve insanı,insan eden Sultanı bulmaya. Erkam YILDIRIM



Bu yazı 150 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI